05 Mayıs 2011
01 Mart 2011
26 Şubat 2011
kanayan
erdal öz'ün politik öykülerinin olduğu bir kitap kanayan.
kitabın en keyif veren öyküsü ernesto bana göre, genç yazar ernesto'nun fotoğrafını yıllar boyunca saklar ve bir gece onunla ilgili hikaye yazmaya karar verir. kitabının arasında sakladığı fotoğrafı masaya koyar, fotoğraf canlanır, karşısında purosuyla beraber ernesto'yu gören adam hikayesini yazmaya başlar. cemile ile tanıştırır ernesto'yu, bizim yürüdüğümüz sokaklarda yürütür, konu başarısız cinselliğe girdikçe ernesto sinirlenir fakat karşısında özgür bir adam vardır.
"ernesto çıkardı cemile'yi locaya.
- o da kim?
- çok karıştırıyorsun ernesto. sanata, sanatçıya saygılı olmasını öğren. cemile'yi mi soruyorsun. cemile benim yarattığım bir pavyon orospusu. katır cemile diye geçer benim hikayelerimde. göğüsleriyle ünlüdür. onun dünya sorunlarını kapsayan bir göğsü vardır. yani senin anlayacağın emekçidir cemle. öyle sizinkiler gibi kol emekçisi değil belki ama, şey emekçisi.
"
bir de kitaba adını veren öyküde, babası devrim için evi terk eden oğlu için şöyle der;
"gidişi böyle oldu, geç kaldığı sinemaya yetişmek ister gibi."
20 Şubat 2011
sinyora enrica ile italyan olmak
italya'da yaşayan ali ilhan'ın iki gün önce gösterime giren ilk filmi sinyora enrica ile italyan olmak.
türk-italyan filmlerine tabii ki ferzan özpetek'le alışığız, bu da yeni bir tat oldu. film hüzünlü biten bir sona sahip olmasına rağmen genel olarak çok keyifli.
ismail hacıoğlu'nun bazı sahnelerde riccordo scamarcio'ya benzemesi güzelliğini geçip konuya gelelim biraz. ekin türkiye'de yaşar ve türkçe'den başka bir dil bilmez, amcası ise italya hayranıdır ve ekin'in babasıyla aralarının bozulmasını göz önüne alarak onu italya'ya okumaya yollar.
elbette ekin için işler kolay değildir, evde beraber kaldığı güzeller güzeli valentine'ya aşık olur, bundan sonrası biraz klişe. valentine dönem arasında sicilya'ya gider ve evin sahibi enrica - ki sonradan ekin'e yaklaşır- bu aradaki zaman boyunca ekin'i italyan yapmaya çalışır. nasıl dans edileceğini, italyanca'yı ve nasıl giyineceğini gösterir ve fakat yanlış anlama sonucu yine onu evden kovar. valentine gelir ekin'den etkilenir, sevişirler, ekin buna anlam yükler, valentine çeker gider.
filmde enrica'ya gençliği zamanında fellini tarafından hediye edilmiş bir şarap da vardır.
sanırım filmde ferhat göçer'in söylediği bir şarkı varmış, ben fark etmedim bunu da filmin başarısına veriyorum.
08 Şubat 2011
01 Şubat 2011
07 Ocak 2011
03 Ocak 2011
29 Aralık 2010
mio fratello é figlio unico
filmde son dönem italyan sinemasından ufak ufak parçalar var.
riccardo scamarcio'u - ki kendisi dünyalar güzeli- ferzan özpetek'in serseri mayınlar'ından ve sanıyorum ki 2009'daki film ekimi idi, cennet batıda'dan tanıyoruz, bu filmde de en az oradaki kadar gerçekçi bir oyunculuk sergiliyor.
filmde ferzan özpetek'i çağrıştıran tek şey riccardo değil, kendisi kız arkadaşıyla sevişirken küçük kardeşin sesleri duymamak için açtığı radyoda çalan şarkı da bizi karşı pencere'ye götürüyor.
bir başka ufak geçişi ise ilk iki dakikada görünen kilisedeki papazdan yani ascanio celestini'den yapıyoruz. bu sene italyan film festivali kapsamında türkiye'ye geldi ve la pecora nera filmiyle izleyicilerle buluştu. oradaki söyleşide ve filmde - tımarhanede yetişen bir çocuğun ,ki kendisi oynuyor bunu, yaşamı var - adamın politik duruşunu ve sosyal duyarlılığı gayet açıktı zaten. bu filmde karşıma çıkması garip oldu. garipsenecek bir şey değil tabi çünkü filmde ülkemizde de olan sağ-sol çatışmalarının aile ve toplum içindeki yansımaları gösteriliyor.
bir şekilde fark edilmek için uçlarda yaşayan küçük kardeş, önce faşist oluyor sonra araştırıp bunu bırakıyor ve sol hareketlere katılıyor, en sonunda ise ikisinden de kopup zamanında çokça sorun yaşadığı ailesine ve çevresine yardım ediyor.
bu konular ajitasyon ve seyirciyi sömürmek için ideal konular fakat bu filmde ne güzel ki bunlar yok, gayet sade bir şekilde bir durumu bize yansıtıyor.
bol ödüllü bir film, vakit varsa izlenmeli.
20 Aralık 2010
le fate ignoranti
per i nostri sette anni insieme,
per quella parte di te che mi manca
e che non potrò mai avere,
per tutte le volte che mi hai detto non posso,
ma anche per quelle in cui mi hai detto ritornerò...
sempre in attesa,
posso chiamare la mia pazienza amore ?
la tua fata ignorante...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











